| الملخص: | Cumhuriyet
tarihi boyunca meşruiyeti, statüsü, yetkileri ve sorumlulukları en çok
tartışılan kurumlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığı olmuştur. Diyanet’i
tartışmalı kılan temel problemlerden birinin ‘muğlâk laiklik’ anlayışı olduğu
savunulabilir. Zira seküler temellere bina edilen yeni Cumhuriyet, bir taraftan
dini devletin fiili yapısından uzaklaştırırken diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı
adı altında din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek
vazifesi ile yükümlü bir kurum ikame etmiştir. Bu somut durum Türk toplumunun
sosyo- kültürel yaşamına sonradan dâhil olan laiklik kavramını, Cumhuriyetin
ilk yıllarından günümüze kadar tartışmaların odağında tutmuştur. Bu makalede
İlahiyat öğrencilerinden bir kesitin Diyanet ve laiklik ile ilgili yaklaşımları,
fenomenolojik bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Bununla birlikte Diyanet’in
varlığına dair eleştirilere neden olan Aleviliğin Diyanet’te temsili problemi
ve Diyanet’in devlet idaresinden soyutlanarak, sivilleştirilip cemaatlere
devredilmesi yönündeki tartışmalar da değerlendirilmiştir. Araştırmanın temel
veri kaynağını ise İlahiyat öğrencileri ile yapılan mülakatlar oluşturmuştur.
|